oyun inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2014 Cuma

The Walking Dead: Season 2 İncelemesi


Şu günlerde sanırım The Walking Dead ismini duymayan yoktur diye düşünüyorum. Son birkaç senedir televizyonu popüler dizisiyle epey meşgul eden bu çizgi roman serisi, geçtiğimiz yıl oyun olarak da çıkmıştı ve birçok ödül almıştı. Hatta benim nazarımda oyunu diziye nazaran çok daha doyurucu bir senaryoya ve karakterlere sahipti. İlk oyunu unutanlar için biraz hatırlatmak gerekirse (ki zaten onu oynamadıysanız, ikinci sezona başlamanız pek bir anlam ifade etmeyecektir): Ana karakterimiz Lee’nin, Clementine adlı ufak bir kızla olan macerasını anlatıyordu. Oldukça trajik bir hikayeye sahip ilk sezon, kaldığı yerden devam ediyor.

Burada yazıya biraz spoiler vererek devam edeceğim ama zaten dediğim gibi ilk oyunu oynamadıysanız, buna başlamanızın da bir anlamı olmayacaktır. O yüzden herhangi bir sakınca görmüyorum. İlk sezonumuzda Lee ölmüştü ve Clementine tek başına kalmıştı.Oyunun sonunda ise uzakta iki figür görmüştü ve öyle sonlanmıştı. Aslında herkesin tahmin ettiği gibi, bu iki kişi Omid ve Christa çıkıyor. Birkaç ay sonrasını konu alan ikinci sezonda Clementine’ın kontrolünü ele alıyoruz ve yola Omid – Christa çiftiyle devam ediyoruz. Elbette olaylar da hiç beklediğimiz gibi gitmiyor ve sıradışı sayılmasa da, ürkütücü şeyler geliyor başımıza. Bundan sonrasını ise oynayarak ya da izleyerek deneyimlemeniz gereken olaylar oluşturuyor.

İzleyerek demişken, The Walking Dead’in ikinci sezonu da yapı itibariyle bir önceki oyuna fazlasıyla benziyor. Adventure türündeki yapımda, yapabileceklerimiz de bayağı bir kısıtlı. Senaryoya dolaylı yollardan etki eden müdahelelerimiz olsa da, genelde her şey bir film havasında ilerliyor ve biz gerekli yerlerde tuşlara basıp, bazı diyaloglara giriyoruz. Telltale Games bu modeli iyice benimsedi ve son oyunları The Wolf Among Us’ta da göstermişti. Kısacası yine elimizde interaktif bir dizi bulunuyor. Bu belki birtakım oyuncular için can sıkıcı olabilir ama emin olun son dönem FPS oyunlarındaki gibi işlemiyor. The Walking Dead: Season 2, harikulade bir hikâyeye sahip ve canınız hiç sıkılmıyor, ilgiyle takip ediyorsunuz. Öyle ki, ben ilk bölümü bir oturuşta bitirdim ve ikinci bölümü beklemeye koyuldum bile. Yine de episode sürelerinin her zamanki gibi fazla kısa olduğunu söylemeliyim, hatta belki de ilk oyuna  göre daha bile kısa olmuş. Buradan tüm oyun yapım firmalarına haykırmak istiyorum: “Şu bölümler hâlinde oyun yayınlama işinden vazgeçin!

South Park: The Stick of Truth İncelemesi

Trey Parker ve Matt Stone ikilisinin South Park'ı yapmasının üstünden neredeyse yirmi sene geçti ve artık markalaşan televizyon dizisi, ilk günkü kadar da popülerliğini koruyor diyebilirim. En azından ben geçen onca sezona rağmen aynı zevkle, aynı sırıtışla izlemeye devam ediyorum. Yapımın bugüne kadar birkaç video oyunu yapılsa da, bunlar başarısız denemelerden ibaretti ve hayranları hayal kırıklığına uğratmışlardı. Seneler sonra Obsidian yeni bir fikirle karşımıza çıktı ve South Park'ın J-RPG türündeki oyununu yapmaya başladı. THQ'nın iflas bayrağını çekmiş oluşu her ne kadar uzun ertelemelere sebebiyet verse de, sonunda beklediğimize kavuştuk.

Belki de tüm zamanların en komik ve en protest TV şovu, South Park!

Stick of Truth'ı bu kadar çekici kılan iki etmen var aslında: birincisi, oyunun senaryosunu yazanlar yine Trey Parker ve Matt Stone. Üstelik dizideki özeni buna da gösterdiklerinden, elimizde harika bir metin var. En güzeli de, bu 14-15 saat uzunluğunda bir South Park bölümü gibi! Diğeri ise dizinin özüne sadık kalınışı, ticari kaygılar sebebiyle farklı numaralara girilmeyişi. Görsel tasarımda 3D macerası aramamaları beni özellikle sevindirmişti zaten. Kısacası, diziyi seviyorsanız ve sizi güldürüyorsa, aynı beklentilerle oyunun başına oturabilirsiniz.
Hikâyenin tabii ki en güzel yanı, diziden farksız şekilde bol bol güldürmesi, akıcılığı ve içerdiği diğer dizilere, filmlere, Oyunlara ve popüler kültür malzemelerine olan referanslar. Çok yoğun bir mizahi dilin kullanıldığı oyunun temel amacı da zaten sizi güldürmek oldurduğu için inanın oynanabilirlikmiş, grafiklermiş bir yerden sonra dikkatinizden kayboluyor. Trey Parker ve Matt Stone her zamanki gibi birçok şeyle dalgasını geçmiş ve Obsidian'ın da marifetiyle bize güzelce sunmayı başarmışlar. Burada verebileceğim çok detay olsa da, "spoiler" sınırlarına gireceği için sizi o zevkten mahrum bırakmak istemiyorum. Stick of Truth, aslında eskilerin iyi bileceği J-RPG türünde bir oyun ve görevler arası gerçek zamanlı seyahat etsek de, dövüşler sıra tabanlı olarak (Paper Mario ve Final Fantasy serisi gibi) ilerliyor. Başlangıçta kendi tasarladığımız bir karakter seçiyoruz ve ardından "tutorial" kısmında bir isim (her ne kadar Wizard King ısrarla Douchebag dese de) ve sınıf seçiyoruz: Fighter, Thief, Mage ve Jew (Cartman'ın özel icadı!). Her sınıf tahmin edildiği gibi belli ayrımlara sahip olsa da, aralarında gayet güzel bir denge sağlanmış.

27 Kasım 2014 Perşembe

Wanted: Weapons of Fate


Aşağıdaki ikilik kodları girerek sonuçlarını elde edebilirsiniz.

Kod: Sonuç:
01101111: Limitsiz cephane
01110010: Tek atışla ölüm
01110100: Sinematik mod
01001111: Süper silahlar
01001100: Sağlık gelişmesi
01010100: Cross olarak oyna.
01010111: Uçak koruması olarak oyna.
01000011: Wesley olarak oyna.
01000100: Janice olarak oyna.
01100001: Özel kıyafet.
01100111: Headshot mod.
01100101: Yakın dövüş modu.
01101101: Limitsiz adrenalin.
01000100: Silinmiş sahneler.

21 Kasım 2014 Cuma

Wildstar İncelemesi

World of Warcraft'ın çıkışından bu yana dokuz sene geçti ve bu süre zarfında birçok farklı MMORPG de aynı formülü ele geçirip, o başarıyı yakalamak istedi. Her çıkan iddialı MMO'ya "WoW Katili" sıfatı takılsa da, Blizzard'ın ulaştığı yere bir türlü gelinemedi. Benzer modeller de denendi, farklıları da. Aslında bana kalırsa tüm bu kıyaslamaların hepsi gereksizdi ve WoW da, diğerleri de kendince başarılı oyunlardı, yerleri farklıydı. Geçtiğimiz günlerde ise yıllardır geliştirilme aşamasında olan, beta sürecini atlatan ve sektöre yeni bir soluk getirme amacındaki Wildstar satışa sunuldu.

Genelde yeni çıkan MMORPG'lerde hep bir şeyler eksik olur ve zamanla eklenir, eklense de yarım kalır ama Wildstar bunun aksine geleneksel bir MMORPG oyuncusunun istediği her şeye sahip duruyor. Everquest ve World of Warcraft formülünü alıp harmanlayan yapımda, seviye atlama temelli görevler, grup zindanları, oyun sonu geniş raid seçenekleri, birçok PvP ve düello seçeneği, hatta PvP sunucuları yer alıyor. Ayrıca kusursuza yakın özelleştirme seçenekleri, Path seçebilme ve housing sistemi de cabası. Kısacası, Wildstar uzun zamandır çıkan en dolu MMORPG'lerden biri diyebiliriz.

"Demir yumruk" Dominion tarafının ve parçalansa da, toplanıp Nexus gezegeninde yaşam alanı kurmak isteyen Exile'ın hikâyesinin anlatıldığı oyun, bu yönden fena durmasa da, anlatım konusunda sıkıntılar yaşıyor. Demek istediğim, Star Wars: The Old Republic veya Guild Wars 2 gibi oyunları oynarken, online içeriklerinin yanı sıra senaryolarından da ayrı keyif almıştım fakat Wildstar'da aynı hissi bulabildiğimi pek söyleyemeyeceğim. Buna rağmen, karşımızda mükemmel bir mizah var ve bunu oyunun her saniyesi tadıyorsunuz. Wildstar'daki mizahın büyük kısmı ise orijinal karakterlerinde saklı. Çılgın bilim adamı Mondo Zax, cesur maceracı Belle Walker derken oyuncuyu fazlasıyla eğlendiriyor. Her ne kadar oldukça karanlık yerlere ve ciddi elementlere sahip olsa da, Wildstar temelde en çok komediden besleniyor. Böyle bir deneyimi de, büyük çaplı bir MMORPG oyununda ilk defa yaşıyorum sanırım.

Çıktığında lag problemleriyle baş etmeye çalışan ve yeni sunucular açarak bu sorunu düzelten Wildstar'da, farklı PvE ve PvP serverları bulunuyor. Birini seçip oyuna başlamadan önce de tabii ki ırkımıza, sınıfımıza ve seçeceğimiz yola (Path olarak geçiyor) karar vermemiz gerekiyor. Exile'da Human, Granok, Aurin ve Mordesh ırkları, Domion'da ise Cassian, Draken, Mechari ve Chua bulunuyor. Sınıflar ise Warrior, Spellslinger, Medic, Stalker, Esper ve Engineer olarak altıya ayrılmış durumda. Bir de seçebileceğimiz dört farklı yol bulunuyor: Explorer, Soldier, Scientist ve Settler. Bunların özelliği ise size farklı yan görevler ve kendilerine özgü birkaç farklı yetenek sunmaları. Scientist haritada gezerken vahşi yaşamı keşfediyor, bitkileri tarıyor. Settler istasyonlar kurarak oyunculara geçici bufflar veriyor. Soldier çeşitli özel savaş senaryolarına dahil olabiliyor ve Explorer da her bölgenin haritasını çıkarıp, gizli sırları açığa çıkartabiliyor.

Football Manager 2015 İncelemesi


















" Futbola bir kere aşık olmuştum, daha sonra kadınlara da olduğum gibi; aniden, izah edilemez biçimde, eleştirmeden ve getireceği acıyı, yıkımı hiç tahmin edemeden".

Nick Hornby, güzel bir insan ve futbolu bu kelimeleriyle belki de en iyi özetleyen adam. Futbol da güzel bir oyun, hayat gibi. İkisi de dürüst, ikisi de paylaşımla ilgili ve ikisi de birer takım oyunu. Yıllardır bir nebze de olsa bize bir futbol takımını yönetme hissini yaşatan Football Manager serisinin son halkası da öyle. Ne kadar iyi bir takım kurarsanız kurun, oyuncularınızda bir "takım ruhu" yoksa kendinizi kaybederken bulacaksınız. Ve tabii unutmayın, birinciyseniz birincisinizdir. İkinciyseniz, hiçbir şey.

Dışı farklı olsa da, içi aynı duruyor
Football Manager 2015'i açtığınızda ve kariyerinize başladığınızda ilk dikkatinizi çeken menajer yaratma seçenekleri, ardından da ciddi değişim göstermiş arayüz olacak muhtemelen. Öncelikle artık çok daha gerçekçi bir profil seçeneği sunuluyor. Birden fazla takımın taraftarı olabiliyorsunuz, menajer puanlarınızı taktiksel veya mental olarak belli bir denge içinde dağıtabiliyorsunuz, hocalık lisansınızı seçebiliyorsunuz. Örneğin, Uluslararası A Lisans'la başlayıp, zaman içinde kurslara katılarak Pro Lisans çıkarma şansınız mümkün. Fakat siz kurstayken, takımın antrenman verimi de bir oranda düşebiliyor.

Arayüz kısmına gelirsek, bana kalırsa hem olumlu, hem de olumsuz bir değişiklik olmuş. Olumsuz yönü şu; her sene yapılan bu farklılıklar artık yorucu hâle geliyor ve geleneksel, devamlı oyuncular dahi bir alışma süreci geçiriyorlar. Artık her yıl en azından iki saati menüleri çözmekle harcıyoruz ve bence bu gereksiz bir zaman kaybı. Diğer yandan da yeni arayüz oldukça kullanışlı, isabetli bir seçim olmuş. Her şey açık seçik şekilde karşımıza çıkıyor, elimizin altında oluyor. Seçtiğimiz takıma göre bir renk paleti kullanılıyor. Taktik ekranı daha derli toplu, kullanışlı şekilde sunuluyor. Aynı zamanda oyun hâlâ Türkçe olsa da, çeviriler üzerinde pek değişikliğe gidilmemiş ve birçok yazım hatası karşımıza çıkıyor.

Bunlar dışında oyunda ne yenilikler var? Açıkçası daha önceki yıllara baktığımızda devrim niteliğinde sayabileceğimiz üç beş şey görüyorduk. Klasik modun gelmesi, çeşitli mücadeleler, oyun esnasında lig eklenip çıkartılması gibi. Bu yılki oyunda ise maalesef kayda değer pek bir gelişme bulunmuyor. Bunun yerine yenilenme yoluna gidilmiş ve bir önceki oyunun veritabanı, maç moturu ve diğer özellikleri güncellenerek bize sunulmuş. Evet, hâlâ müthiş bir veritabanına, futbol bankasına sahip ama farklı şeyler de beklerdim açıkçası.

Titanfall 7 milyon Oyuncuyla Mutlu


Respawn’ın geliştirdiği yepyeni bir FPS oyunu olan Titanfall bu yılın en başarılı oyunu seçildi. Xbox’a özel olması nedeniyle PlayStation sahiplernini pek ilgisini çekemese de şu an 7 milyon oyuncuya ulaşmış durumda.
Topluluk Yöneticisi Abbie Heppe, TitanFall’a destek olan oyunculara teşekkür ederken, aynı zamanda çıkış sürecinden bu yana yaptıkları yeniliklerden de bahsetti.
Bağımsız bir firma olduğundan olsa gerek DLC politikası olarak rakiplerinden çok daha farklı bir yok izleyen TitanFall’un ücretli olarak sunduğu tek şey haritalar oldu. Bunun dışında getirilen birçok yenilik oyunculara ücretsiz ve eşit olarak sunuldu.
TitanFall uzun bir serinin başlangıcı oldu. 2. oyunla birlikte PS4 platformuna da sunulacak olan FPS’in yeni yüzü, bakalım ileride daha büyük işler başarabilecek mi?

Battlefield Eskiye Dönüyor !


FPS dünyasında; bizlere sunduğu savaş etkisi ve özgürlüğü ile tanınan oyunlardan biri olan Battlefield 4 için yeni bir açıklama bizlerle buluştu. 2013-2014 UBS Dünya Teknoloji Fuarı’ndangelen açıklama ile, birçok oyuncu rahatladı diyebiliriz.

EA CFO Blake Jorgensen tarafından yapılan açıklamada, polis – hırsız teması ile bizlere sunulacak olan Battlefield: Hardline ile eğlenceli dakikalar geçirmemizi ümit eden ünlü isim; seriye katılacak olan bir sonraki Battlefield oyunun askeri temaya geri döneceğini belirtti.
Seriye katılacak olan oyun; Battlefield 5 ya da Bad Company 3 mü olacak bilinmez fakat, serinin özüne dönecek olması hepimizi sevindirdi.